25 Ağustos 2013 Pazar

DOĞU KARADENİZ TURU-2
TRABZON-SÜMELA MANASTIRI

Trabzon, engebeli bir alana kurulu olduğu için bol yokuşlu, daracık sokaklı ve oldukça kalabalık bir şehir. Sümela Manastırı, Ayasofya Müzesi, Atatürk Köşkü gezip görülecek yerlerden sadece birkaçı…
Akşam saatlerinde Trabzon’a varıyoruz. Ertesi sabah erkenden kalkıp Trabzon’a yaklaşık yarım saatlik bir mesafedeki Sümela Manastırı’na gidiyoruz.

Sümela Manastırı Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunuyor. Araç girişinin 15 lira olduğu Sümela’ya giriş ücreti ise 8 lira. Biz 30 lira verip Kültür Bakanlığı’nın müze ve ören yerlerine yılda iki kez ücretsiz giriş sağlayan müze kart alıyoruz.
Sümela, dışarıdan baktığımızda da çok görkemli ve etkileyici gözüküyor. İçerden de öyle ancak çok harap edilmiş. Karadeniz’in zor coğrafi koşullarına uygun olarak imar edilmiş ve yöredeki evler gibi dağa asılı duran bu manastır mutlaka görülmeli. Aslında o zamanın havasını ve ortamını yaşamak için manastıra yürümek gerekiyor. Yaklaşık yarım saat sürüyormuş, biz cesaret edemedik sonrasında çok pişman olduk.   



Dönüşte öğle yemeği için tavsiye üzerine Sümer Restaurant’a uğradık, beklentilerimizi karşılamadı, bir daha gitmeyiz.

Yolu biraz daha uzatıp Hamsiköy’e gidiyoruz. Burası Zigana geçidine gelmeden sola sapılarak devam edilen yolunun üzerinde. Hamsiköy, vakti zamanında yol üzeri duraklarındanmış, artık eski canlılığı kalmamış. Günümüzde Hamsiköy, doğası ve dillere destan Hamsiköy sütlacı ile gezgincilerin ve damağına düşkünlerin uğrak yeri. Nitekim, biz yemeğin ardından geldiğimiz için sadece tatlı yiyebildik, burada köfte ve kurufasülye servisi de mevcut. Yemekler çok lezzetli gözüküyordu, Maçka’da yediğimize iyice pişman oluyoruz.

Hamsiköy sütlacı fırınlanmıyor, gerçek sütün lezzeti yapanın marifetiyle birleşince bizim gibi sütlaç sevmeyenleri bile etkiliyor. Trabzon’a gelip de Hamsiköy sütlacı yemeden dönülmez.

Ertesi gün Trabzon’da bu sene cami olarak hizmet vermeye başlayan Ayasofya’ya gidiyoruz. Burası Trabzon Faros’ta yer alıyor. Sahile yoluna çok yakın, giriş ücretsiz. Biz gittiğimizde namaz vaktiydi, içeriye girmiyoruz.

 
Buradan Soğuksu semtinde yer alan Atatürk Köşkü’e çıkıyoruz. Giriş ücreti 2 lira ve müze kart geçmiyor.

Bahçesi çok güzel olan köşkte Atatürk tarafından Dersim isyanları sırasında işaretlenmiş bir Türkiye haritası da bulunuyor. Eski adları ile yer alan yer isimleri dikkat çekici. Köşkte yer alan ısıtma sistemi, yer karoları, pikap, avize köşkün dikkat çeken mobilya ve bölümlerinden.







Bugünkü yemek programımızda Akçabat köfte yer alıyor. Bizim tercihimin Nihat Usta ve Saray Restaurant oldu.

Özellikle Saray’daki fiyatları ve servisi çok beğendik. Ancak yemekler çok yağlı olduğu için abartmamak gerek. Masaya gelen demlik Trabzon’daki çay kültürünün güzel bir örneği, çay da çok iyiydi.  

Trabzon’un girişinde Sögütlü’de bulunan Nejla Hanım Ev Tatlıları da bölgede çok ünlü. Buradan tavsiye üzerine laz böreği alıyoruz. İçinde muhallebi olan bu baklava benzeri tatlı, bize ağır geliyor. Tadımlık yenilmeli.

Akşam şehrin kalbi olan Atatürk Meydanına iniyoruz. Buraya açılan Uzun sokak ve Maraş Caddelerini gezerken Trabzon’a Arap turist ilgisini daha net görüyoruz.  

Ertesi sabah Trabzon’un panoramik manzarasını seyretmek için Boztepe’ye çıkıyoruz. Burada bulunan çay bahçelerinden semaverde çay içerken (bardak çay satmıyorlar) şehir ayaklarınızın altında bulunuyor.


Boztepe’den Trabzon’un engebeli bir alana kurulu olduğu için bol yokuşlu, daracık sokaklı ve oldukça kalabalık bir şehir olduğu daha ne görülüyor.  

Buradan sahilde yer alan Kadınlar Pazarı’na geçiyoruz.  Yöresel ürünlerin satıldığı oldukça renkli bir bölge burası; Peynir, tereyağı alışverişi buradan yapılır. Buraya daha uzun zaman ayırmak gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...