yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Haziran 2012 Cumartesi
İYİ OLAN KAZANSIN (THİS MEANS WAR )
Bu filmi övecek değilim. İlk yarıyı sıkıcı
bile buldum, ikinci yarısı filmi kurtarıyor. Film, uzun zamandır dinlemediğim
Sade’nın sesini duymak, Reese Witherspoon’un güzel kıyafetlerini görmek için izlenebilir.
28 Haziran 2012 Perşembe
SHERLOCK HOLMES: GÖLGE OYUNLARI (SHERLOCK HOLMES: A GAME OF SHADOWS)
Yönetmen iyi iş çıkarmış buna diyecek laflım
yok. Ancak, başrol oyuncularına ısınamadım, filmde de fazla soru işaretleri vardı…
24 Haziran 2012 Pazar
GECE GÜNDÜZ (KNIGT AND DAY)
Macera ve romantik
komedi işte bu üç başlık filmin türünü belirtiyor. Gece Gündüz’ü, keyifli ve
heyecanlı film listemin üst sıralarına yerleştirdim.
23 Nisan 2012 Pazartesi
ÇİZMELİ KEDİ
İngilizce adı "Puss
in Boots" olan film de çizmeli kediyi Antonio Banderas, güzel kediciği Salma
Hayek seslendiriyor. 1,5 saat süren animasyon türündeki bu filmde müzikler ve
danslar dikkat çekiyor.
12 Şubat 2012 Pazar
ARTİST
Mutlaka gitmeli
mutlaka izlemeli… Sessiz ve siyah beyaz bir film…
Yönetmenliğini Michael Hazanavicius’un yaptığı Film’de başrolleri Jean Dujardin, Berenice Bejo, John Goodman ve Köpek Uggie paylaşıyor.
Yaklaşık 2 saat süren film sizi 1920’li yıllara götürüyor. Sessiz sinemanın starı George Valentin, şöhretinin doruğundadır, film endüstrisi ise bir dönüm noktasında…
Sesli film
teknolojik bir devrim olarak sinema dünyasına bomba gibi düşer. George Valentin
ise bu değişime inanmamakta, olayı hafife almaktadır. Büyük bir yanılgı yaşayan
Valentin, şöhreti ile birlikte bütün servetini de kaybeder.
Bakmayın siz
Artist’in sessiz ve siyah beyaz olduğuna baştan sona ilgiyle izliyorsunuz.
Duygusallığı, komediyi ve dramı içinde barındıran film de vefayı ve aynı zamanda
vefasızlığı, geleceği görememenin ağır kayıplarını, bir köpeğin sahibine
sadakatini izliyorsunuz.
Filmde özellikle rüya sahnesi, dünya akıllısı köpek Jack’in sahneleri süper. Ayrıca başrol oyuncularının dansları ve müzikler çok etkileyici.
Ayrıca Fransız oyuncu Jean Dujardin’i çok beğendim. Yüzündeki ifade, rolündeki başarısı,inandırıcılığı bence filme büyük katkı yapıyor.
Mutlaka gidin son zamanlarda izlediğim en farklı, en dolu film.
ÖDÜLLER ARTİST FİLMİNE
Altın Küre ve Bahta ödülleri olmak üzere
birçok ödüle layık görülen Artist, bunu fazlasıyla hak ediyor. En son
açıklanan İngiliz Bafta Ödülleri'nde Artist filmi 7 dalda ödül kazandı. Fransız
oyuncu Jean Dujardin en iyi aktör seçildi. Bence çok yerinde bir karar.
- En İyi Film: The Artist
-
En İyi Erkek Oyuncu: Jean Dujardin- The
Artist
-
En İyi Yönetmen: Michel Hazanavicius- The
Artist
-
En Orijinal Senaryo: The Artist
-
En İyi Kostüm Tasarımı: The Artist
-
En İyi Sinematografi: The Artist
- En İyi Müzik: The Artist
MUHTEŞEM KÖPEK UGGİE
Beyaz Perde sitesinde filmle ilgili ilginç
bilgiler de yer alıyor:
- Köpek Jack rolü Uggie, Dash ve Dude adlı üç benzer Jack Russell Terrier’i tarafından oynanmıştır. Ama çoğu sahnede yer alan köpek Uggie’dir. Üç köpek de film çekimleri öncesinde birbirlerine daha fazla benzemelerini sağlamak için aynı renge boyanmıştır.
- Filmde giyilen çoğu elbise Bérénice Bejo tarafından tasarlanmıştır. Diğer elbiseleri ise Leluxe Clothing tasarlamıştır.
- Peppy Miller’ın -sesli sinema oyuncusu olmasına rağmen- duyulabilir bir repliği yoktur.
- İngiltere’nin Liverpool adlı şehrindeki bir sinema salonu dahil olmak üzere bazı sinema salonları filmin sessiz film olduğundan haberdar olmayan ve filmden erken çıkan bazı izleyicilere paralarını geri vermiştir.
- Jean Dujardin ve Bérénice Bejo can alıcı dans sahneleri için beş ay boyunca her gün Debbie Reynolds ve Gene Kelly’nin Singin’ in the Rain filmi için prova yaptığı sahnede çalışmışlardır. “Çok zordu” diyor Bejo o günleri hatırlarken. “Ve şimdi bile filmi izlediğimde ne kadar hızlı yaptığımıza inanamıyorum. Bazen ayaklarım hala acıyormuş gibi geliyor.”
22 Ocak 2012 Pazar
EJDERHA DÖVMELİ KIZ
David Fincher’in yönettiği başrollerinde James Bond’dan tanıdığımız Daniel Craig ve genç oyuncu Rooney Mara’nın yer aldığı film neredeyse 3 saate yakın sürüyor. Stieg Larsson’un aynı adlı kitabından sinemaya aktarılan filmin devamı gelebilir, çünkü Larsson’un Milenyum Üçlemesi adını verdiği kitap serisinde Ateşle Oynayan Kız ve Arı Kovanına Çomak Sokan Kız da var.
Filmin konusu kısaca şöyledir; Mikael, ekonomi gazetecisidir. yaptığı bir haberin asparagas çıkması sonucu hem dergisi hem de kendisi zor durumda kalır. (Aslında durum hiç de göründüğü gibi değildir) Bir müddet dinlenmeye çekilmeye karar verir. Tam da bu sırada kendisine bir iş teklifi gelir. Zengin ve yaşlı iş adamı Henrik Vanger, Mikael’den yıllar önce kaybolan ve bir cinayete kurban gittiği düşünülen yeğeni Harriet’in katilini bulmasını ister. Yaşlı adam, aile bireylerini tanıtırken “Dünyanın en iğrenç insanlarını yani ailemi tanıma fırsatı bulacaksın” der ve kısaca filmin gidişatı hakkında ipucu verir. Mikael, teklifi kabul eder ve yaşlı adamın müştemilatına taşınır. Bir dedektif gibi inceleme yapmaya başlar. Bu arada, Mikael’in başına bunlar gelirken aynı anda ejderha dövmeli 23 yaşında devlet korumasında olan Lisbeth’in de başından geçenleri izlemekteyiz. Filmin başından itibaren iki karakterin yollarının ne zaman kesişeceğini merak ediyorsunuz.
Özel bir dedektiflik firmasında çalışan Lisbeth yaşlı adam için Mikael’i takip etmiş ve onun hakkında detaylı bilgi edinmiştir. Lisbeth, sosyal hizmetler görevlisine belli aralıklarla gitmek zorundadır. Ancak, sosyal hizmet görevlisi, tam bir pisliktir, fırsattan yararlanıp Lisbeth’i cinsel fantazilerine alet eder. Neyse ki Lisbeth adama unutamayacağı kalıcı bir ders verir
Biz tekrar Mikael’e dönelim, Vanger ailesinin bireyleriyle tanışırken o güne yönelik ipuçları bulmaktadır. Özellikle o güne yönelik fotoğraflara ulaşmasıyla Mikhael’in sonuca ulaşması yaklaşır. Bu arada daha fazla bilgiye ulaşması ve araştırma yapması gereken Mikhael, kendisine yardımcı ister. Henrik Vanger’in yardımcısı ona Lisbeth’i getirir ve iki başrol oyuncusu birlikte çalışmaya başlar. Lisbeth, teknolojiye hakim olduğu kadar iyi bir araştırmacıdır. İkili arasında duygusal bir bağ kurulurken sonucu da çok yaklaşırlar.
En sonunda katilin uşak olmadığını anlarızJ İşin şakası bir yana ben başından beri katili tahmin etmiştim, benim için sürpriz olmadı, ama katilin kim olduğunu öğrenmekle bitmiyor filmde başka sürprizler de var.
Burada katilin şu sözlerini aktarmadan edemeyeceğim. Filmin özlü sözlerinden ve benim de katıldığım bir tespit: “Korkmalarına rağmen bir insanı kıramama duygusu galip geliyor. Sonlarını bile bile ama içlerinde bir umutla kurbanlar hep kendi ayakları ile gelirler.” (Cümleyi tam olarak kelimesi kelimesine hatırlayamıyorum ancak hatırladığım kadarını aktarabiliyorum)
Gerilim seviyorsanız, iyi kurgulanmış bir film izlemek istiyorsanız gidin derim.
FİLMDEN ÇIKARDIKLARIM
- İnsanın doğasını anlatan filmlere iyi bir örnek. Kimin iyi kimin kötü bir insan olacağının belli olmadığı, bazen en iyinin en uzağımızda bazen de en kötünün en yakınınızda olabileceğini gösteriyor.
- Ülkemizde hala derli toplu bir arşivcilik olmadığına sıklıkla şahit olan birisi olarak gelişmiş toplumlardaki arşivcilik kültürünü kıskanarak izledim.
- Asla dövme yaptırmayacağım ve piercing taktırmayacağım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





